Kozmetikte “Güvenlik Marjı” nedir?

(Aşağıdaki) (EC) 1223/2009 sayılı Tüzüğeuyarınca, AB pazarına sunulan her kozmetik ürün, normal ve makul olarak öngörülebilir kullanım koşulları altında insan sağlığı için güvenli olduğunu gösteren resmi bir güvenlik değerlendirmesinden geçmelidir .

Bu değerlendirmedeki en önemli kavramlardan biri, Güvenlik Marjıdır (MoS).

Bu terim oldukça teknik gelse de, ardındaki ilke nispeten basittir: MoS, tüketicilerin bir bileşene maruz kalma düzeyinin, zararlı etkilerle ilişkilendirilen seviyelerin yeterince altında kalıp kalmadığının belirlenmesine yardımcı olur.

Bu, kozmetik bileşenlerin bir formülasyonda kullanılan konsantrasyonda güvenli kabul edilip edilemeyeceğini değerlendirmek için güvenlik değerlendiricilerinin kullandığı araçlardan biridir.

Güvenlik Marjı Neden Önemlidir?

Toksikolojik veriler tek başına, bir kozmetik üründeki bileşenin güvenli olup olmadığını otomatik olarak göstermez.

Bir bileşen, laboratuvar çalışmalarında yüksek dozlarda olumsuz etkiler gösterebilirken, gerçek kozmetik kullanım koşullarında tüketicinin maruz kalma düzeyi çok daha düşük olduğu için tamamen güvenli kalabilir.

Güvenlik Marjı, aşağıdaki iki durum arasındaki bu farkı nicel olarak belirlemek için kullanılır:

  • Toksikolojik çalışmalarda olumsuz etkilerin gözlemlendiği doz
  • Tüketicilerin kozmetik kullanımı yoluyla fiilen maruz kaldıkları tahmini miktar

Uygulamada, MoS değeri ne kadar yüksekse, gerçek hayattaki maruziyet ile potansiyel olarak zararlı seviyeler arasındaki güvenlik payı da o kadar büyük olur.

Güvenlik Marjı Nasıl Hesaplanır?

MoS genellikle iki değer karşılaştırılarak hesaplanır:

  • Toksikolojik çalışmalardan elde edilen NOAEL (Gözlemlenen Olumsuz Etki Olmayan Seviye)
  • Normal kullanım sırasında tüketicilerin maddeye ne kadar maruz kaldığını tahmin eden Sistemik Maruz Kalma Dozu (SED)

Basitleştirilmiş denklem şöyledir:

Güvenlik Marjı = NOAEL ÷ Sistemik Maruz Kalma Dozu

Bu hesaplama, güvenlik değerlendiricilerinin bir bileşenin amaçlanan kullanım seviyesinin kabul edilebilir bir güvenlik marjı sağlayıp sağlamadığını değerlendirmelerine yardımcı olur.

Avrupa kılavuzlarına göre, kozmetik bileşenler için 100’ün üzerindeki bir Güvenlik Marjı genellikle kabul edilebilir olarak değerlendirilir.

Bu eşik, laboratuvar test koşulları ile gerçek insan maruziyeti arasındaki farkların yanı sıra bireyler arasındaki değişkenliği de hesaba katan güvenlik faktörlerini içerecek şekilde tasarlanmıştır.

Hesaplanan Güvenlik Marjı (MoS) çok düşükse, bileşen düzenleme kapsamında yasal olarak izin verilmiş olsa bile, bileşen konsantrasyonunun düşürülmesi gerekebilir.

Maruz Kalma Merkezi Bir Rol Oynar

Güvenlik Marjı, büyük ölçüde tüketicinin maruz kalma düzeyine bağlıdır.

Maruz kalma hesaplamalarını etkileyen çeşitli faktörler vardır; bunlardan bazıları şunlardır:

  • Ürünün durulanabilir mi yoksa durulanmaz mı olduğu
  • Uygulama sıklığı
  • Uygulanan miktar
  • Maruz kalan cilt alanı
  • Dermal emilim oranı

Örneğin, aynı bileşen, şampuan, vücut losyonu veya yüz serumu içinde kullanılmasına bağlı olarak çok farklı MoS değerleri verebilir.

Bu nedenle kozmetik güvenlik değerlendirmesinde, bileşenler tek tek değerlendirilmek yerine her zaman nihai ürün ve öngörülen kullanım koşulları dikkate alınır.

Güvenlik Marjı, Daha Kapsamlı Bir Güvenlik Değerlendirmesinin Bir Parçasıdır

MoS, kozmetik ürünlerin güvenlik değerlendirmesinin temel bir bileşeni olmakla birlikte, uygunluk değerlendirmesi sırasında dikkate alınan tek faktör değildir.

Mikrobiyolojik kalite, safsızlıklar, stabilite, ambalaj uyumluluğu ve etiketleme yükümlülükleri gibi diğer unsurlar da genel ürün güvenliğine katkıda bulunur.

Bu nedenle, Güvenlik Marjı, tüketici sağlığını korumak amacıyla tasarlanmış daha geniş bir bilimsel ve düzenleyici çerçevenin bir unsuru olarak anlaşılmalıdır.

AB kozmetik sisteminde güvenlik, yalnızca bileşen seçimi yoluyla değil, belgelenmiş kanıtlar, maruz kalma değerlendirmesi ve toksikolojik değerlendirme yoluyla sağlanır.